marmaris yeni sayfa
07-06-2019
Canan Baykız

Canan Baykız

Bilgi açlığına çare :Televizyon mu ?

-Bilgi Açlığına Çare Televizyon- MU?

Bilgi açlığına çare; televizyon ve içindekiler midir?

 

Güldürmeyin beni ! Çocuklar izlemiyor gibi görünse de  haberlerin sizden daha fazla onların ruh dünyasını etkilediğini hatırlatarak başlamak istiyorum .Şimdi nereden çıktı demeyin sonra bu yazı için.. Haberlerin size sunum şekillerinin bir amacı var.

 

Hangi kanal, toplumun birbirinden ayrılmış taraflarının hangisine hizmet ediyor ise, o pencerede sunuyor size önlerine gelen gündemi.Aynı haberde bir kanalda mağdur gösterilen ötekinde azılı suçlu olabiliyor bu yüzden!

 

Kendi menfaatine hizmet etmek, toplumun çıkarını savunmanın önünde tutuluyor nicedir.Buradaki itham ağır geliyor ise birilerine,”yarası olan gocunsun” diyorum sadece. Asıl gerçek ne? Peşine siz düşeceksiniz, kendi bilgilerinizden doğurduğunuz üvey değil öz fikirleriniz ile.

 

Belgeseller dışında hiçbir yayının öğreticilik ve objektifliği yansıttığını düşünmeyenlerdenim.Yıllardır gündemi takip ediyorum,hatta radyoda,televizyonda belli zamanlarda gündem içerikli işler yapmışlığım var.Hiçbiri için televizyonu kaynak olarak görmedim.Fakat; haberin takipçisi olarak peşinden gitmişliğim çoktur.Öyle ki; bazı haberlerde sizin dizilerden aldığınız zevkin, tavan yapmış halini yaşadım kendimde.Bunları kendim için yaparken hiçbir çocuğun düşünü kirletmedim.

 

Elimizde internet gibi müthiş bir haber merkezi var, kulaklığı taktığımızda dünyanın her yerine bağlanıyoruz;görsel ve işitsel olarak.Benim çocuğum nasıl bir dünyada yaşıyoruz bilerek büyüsün diyorsanız,inanın, buna giden yol değil televizyon.

 

Çocuklarımız önce kendi geçmişini,kendi tarihini öğrenmeli.

 

Kendini bilen nefsini bilir,kendini bilen dünyadaki gerçekler ile yüzleşmeyi  öğrenir.Yoksa sadece bugünü bilip ,üstten üstten edinilmiş bilgisiz  fikirlerin peşine düşmek ; yaptığını inkar edip,yapmadığını yapmış gibi gösterenlere geleceğimizi tepsi ile sunmak, hoş değildir. Dünyanın daha yaşanılır bir yer olmasını istiyorsak , pislik kokan çöplüklerine, hele ki çocuklarımız ile gezi düzenleyerek; yapamayız bunu.Çöplüklerin varlığı su götürmez gerçek ve doğru "çöpler bizim".Onları yeniden yaşama kazandırmak ödevi de bizim işimiz.O zaman önce yanlış gidenleri görecek kadar bilgi toplamamız lazım,nereden geldik? Nereye gidiyoruz?sorularını düşünerek.Biz bizdeki boşlukları doldurur,önümüzü temizlersek,gerisi kendiliğinden gelecek.. Televizyonda izledikleriniz dolayısı ile farkında olmadan çocuklarınıza izlettirdiğiniz  sadece haberler değil. Çocukların hayal gücüne ket vuran, bir de çizgi filmler gibi bilmeden enjekte ettiğimiz virüsler var o ekranda.

 

Hangi çizgi film neyi öğütlüyor?

 

Araştırmadan,bir tık ile çocuklarımızın geleceğini karartmayalım ne olur? Çocuklarımızın çizgi film karakterleri, neden elimize yerleştirdiğimiz kuklalar ile biz olmayalım ki?Hacivat ile Karagöz’den öğrendiklerimizin değerini kim hatırlatacak bize? Televizyon aklı ile düşünmek  derin düşüncelerden bizi hep mahrum bırakacak.Oysa belki de    

şimdilerde derin düşünmeye,daha çok sorular türetmeye ihtiyacımız var!! Son günlerde yapılan bir araştırma diyor ki; bir çocuk ,çocukluktan yetişkinliğe kadar geçirdiği yaşamı boyunca 10.000 şiddet içerikli  medya ürünü ile karşı karşıya kalıyor.Bugün gelinen noktada şiddet haberlerinin çoğalması ile doğru orantılı değil mi sizce de bu sonuç? Televizyon ile ilgili son sözü bir hatırlatma yaparak söylemek istiyorum.1930’da Downing Caddesi,10 Numara’daki bir televizyon tanıtımından sonra John Logie Baird’e söylenen sözler,durumu özetliyor: “Şu dünyanın ne kadar tuhaf…ve  ne kadar bilinmez olduğunu unutmama asla izin vermeyecek bir şey koydun salonuma”. Gerçekten öyle ve siz de unutmayın ki kumanda sizin elinizde....

 

Aşkınız Baki olsun...

 

Bu makale 1403 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI