marmaris yeni sayfa
24-05-2019
Canan Baykız

Canan Baykız

Obskürantizm tavan yaptı !

Çok yabancı bir kelime gibi geldi değil mi size de ? Obskürantizm!

Oysa bayadır onun sonuçlarını yaşıyor ülkemiz. Kavgalıyız birbirimiz ile. Ama karanlıkta kavga olmaz. Olsa olsa kör dövüşüdür o. Sonuç bilinmez. Hasar bilançosu ağırdır. Üstelik kimse kazanmaz, herkes kaybeder.

Siyaset, ört bas etme çabası içine girer de tefekkür sürekli baskı yerse ,ülkenin yarısı diğer yarısına düşman kesilir.

İdeolojiler aslında bu karanlık siyaset ortamını aydınlatan hırsız fenerleridir. Fakat onlar da bu günlerde görüldükleri yerde patlatılıyor. Hiç çekinmeden, hunharca.

Gelelim yazının başından bu yana içten içe sorduğunuz obskürantizm nedir? sorusunun cevabına. Tarih bilenler bilirler Batı’nın dayatması bir kavram . Batı’nın bu kavramı neden dayattığı  da aslında açık.

Obskürantizm: Egemen güçlerin, kendi hoş görmediği kavramlara, kişilere, topluluklara ilişkin toplumun bilgi almasını sistematik olarak kısıtlama çabası.

Bugüne ilişkin bu kavramın yaşayan örneklerini size bırakıyoruz. Biz çok uzak olmasa da yakın zamanda yaşanmış örneklerinden bahsedeceğiz size. Mesela farkında mısınız ? Soma Maden Faciası ardından bir sürü bilinmezimiz var. Ermenek’ten  sonra da yüzlerce maden işçimiz hayatını kaybetti. Biz, nasıl bir tedbirsizlik ve nasıl bir bilmezden görmezden gelmenin  buna sebep olduğunu halen bilmiyoruz. Bu konunun faillerinin şimdi nerede ve ne yaptığını bilmediğimiz gibi. Haydi  bunları geçtik. Terör saldırılarının ardı arkası kesilmiyor. Yapılan açıklamalar komik, savunmalar yanlış ve tehlikeli. Dahası yaptırımların hiçbir caydırıcı özelliği yok. Suruç’a cesaret edenler Ankara’da da katliam yapmayı sözüm ona yapmaktan çekinmediler. Yetmiyor yine çok yakın tarihte  Diyarbakır’da Baro Başkanı güpegündüz çoluk çocuk daha dışardayken trafikte öldürüldü bizim ülkemizde. Canlı bomba ihbarları yapılan şehirlerde halkın yaşadığı korku baki tutulurken , Doğu’da günlerce devam eden sokağa çıkma yasağı ve oradaki halkın yaşadığı olağanüstü şartlar görmezden gelinmeye devam etti medyada. Peki sahiden neden bunları yaşıyoruz? Kim tarafından hangi amaç ve hangi cesaret ile yaşatılıyor bu acı-korku sarmalı? Sordunuz mu ? Sorguladınız mı? Yapılan açıklamalar aklınızı karıştırmaktan veya anlamadığınız için size sıkıcı gelmekten başka ne işe yaradı? Hep bir perde arkası vardır ya sinemanın/dizinin merakla izlenir; sevdiğimiz oyuncular değil de bizden birileri öldüğü için mi kalmadı hiç merakımız?

Haberlerde “şiddet” artık vazgeçilmez maddelerden biri. Hastanede çalışan doktorun bile can güvenliği sağlanamıyor. Üstelik sebepleri hep aynı; öfke patlaması! Türk aile yapısı ciddi tehdit altında. Tehlike çanları kulak tırmalıyor. Buna rağmen  ölüm haberleri , magazinden daha az duygu ve merak uyandırıyor.Ortak değerler ayaklar altında geziyor. Ülke bu haldeyken peki  televizyonda ne var? Evlilik programları..Gelin kaynana yarışmaları. Evlenip boşanmayı akşamdan sabaha öğün haline getirenler ,gençlerin yuva kurmalarına ön ayak olma niyetinde. Dizilerde entrika başat madde. Halkın ne kadar fakirleştiğini bilmezden gelenler Fenerbahçe için yardım kampanyası düzenliyor bu da bir afyondur; sen fakir değilsin ben senden de fakirim ! Daha doğrusu bilinmesi gerekenler hasır altı edilirken ninni fonu alttan alttan sürekli halde.

Dikkat ederseniz tartışırken konuşmayı unuttuk; çığlık atıyoruz. Dediğimiz anlaşılsın ya da anlaşılmasın derdimiz bu değil. Zaten biz de farkındayız; düşünce ile çığlık bağdaşmıyor. İdeolojiden uzak kaldıkça obskürantizm besleniyor. Neden ?Çünkü ideoloji siyasetin haritasıdır. Harita olmadan okyanusa açılamazsınız. Tabi pusula da şart ,pusula ise; şuur.

Gerçekler bilinçli olarak, bilenler tarafından gizlenip, toplumsal şuur uyandırılmasın diye çaba sarf ediliyorsa orası karanlıklar ülkesidir! Bugün yaşananlara uzaktan bakınca Fransızca’da karanlık anlamına gelen “obskucurite” den türetilmiş obskürantizmin ülkemde geldiği noktanın kanımı dondurduğunu belirtmek isterim. İnsanlar slogan ezberleyerek gelişemez. Tüm düşüncelere ,tüm ideolojilere kapıları korkusuzca açmak ve pek tabi  “tefekkür”ü yapılacaklar listesinde ilk sıraya yazmak  zorundayız.

Soru sormayı, sorgulamayı, olup bitenlerin sonunda çıkan tablodan ziyade olanların nedenini, gelişimini öğrenmek mecburiyetindeyiz. Ülkede olup bitenlere kayıtsız kalmaya devam edersek görünen o ki; ölülere bilanço diyen duygusuz, kirli ,insanlıktan uzak üstelik tarafı belli bir dil ile muhatap olmaya devam edeceğiz.

Unutmayın ;obskürantizm devam ettikçe diriliş sadece ütopik bir düşünce halinde kalmaya mahkum. Karanlık ne kadar zifiri olsa da  hükmü bir mum yanıncaya kadar ve  mumun ateşi : Farkında olmak. Daha farkındalıklı , daha aydınlık sabahlara uyanmak bizim elimizde…Artık, bugünün değil bir asır sonra nasıl anılacağımızın peşine düşmenin vakti değil mi çok saygıdeğer 22.yüzyılın ataları?

Aşkınız Baki olsun.

 

Bu makale 236 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI