marmaris yeni sayfa
09-08-2019
Canan Baykız

Canan Baykız

Oynayamıyoruz artık Şıkıdım Şıkıdım

Her hafta diyorum ki kendime;" yahu Yaz Yağmuru bir defa da güldürsün yüzünü okuyucuların."Sonra haberci alışkanlığı kopamıyorum gündemden. Hele hele gün aşırı aldığımız şehit haberlerine yaz sıcağında bir de orman yangınları,ağaç katliamları eklenince ne mümkün kayıtsız kalmak?


Baksanıza yıllardan sonra "oynama şıkıdım şıkıdım", "kuzu kuzu" diyerek bizleri o güzel sesi ve gülümsemesi ile fetheden Tarkan bile  acı biberler sürdü diline dudaklarına, siyasilere ses yükseltirken buldu kendini ve dedi ki:


"Rant uğruna feda edilen Hasankeyf’ler, Allianoi’ler,Karadeniz’in dereleri, ormanları. Dikilen çirkin beton yığınları için kesilen binlerce yıllık zeytin ağaçları. Kurutulan göller, kirletilen, zehirlenen denizler, topraklar. Altın için feda edilen güzelim Kaz dağları ormanları.Bu ne bitmek bilmeyen bir para ve güç hırsıdır. İnsan ülkesinin doğasını, tarihini, kültürünü rant uğruna bir kalemde nasıl satabilir böyle? Dünyanın neredeyse her yerinde durum aynı. Halkın oylarıyla bulundukları noktaya gelen yetkililer kendilerini o ülkenin sahibi sanıp istediklerini yapma hakkını kendilerinde nasıl buluyorlar? Vatandaş kendi toprağını, doğasını savunmaya, korumaya kalktığında bir de vatandaşa ayar verip, kafa tutup, tehditler savuruyorlar.
Yeter artık. Bi durun, kendinize gelin.Sizlere emanet edilen bu topraklara ve de temsilcisi olduğunuz halkınıza ihanet etmeyin artık.
Bi elinizi kalbinize koyun da vicdanınıza kulak verin artık.
Rant için bu doğa katliamlarına bir son verin artık. "


Tarkan, bu sefer hem duygulara hem de nerede kaybettiğimizi bizim de unuttuğumuz sağ duyumuza seslendi.


Algı yönetimi almış başını gidiyor sosyal medyada. Sadece o mu ? Yaz Yağmuru'nun ilk merhabasında anlatmaya çalıştığımız "obskürantizm" kavramı da her gün yeni bir boyut kazanıyor. Böylece biz kaybediyoruz. Yukarıda bahsi geçen konulara itiraz edenler "vatan haini" ya da "dinsiz" ilan ediliyor. Bunun adı "siyaset" ya da "politika" ise  belli ki artık bu maya tutmuyor.

 

 Mesela "Fethiye Körfezi" yerel basında yazmayan gazeteci kalmadı. Ulusalda da haber oldu. Ama halen kimsenin çözümden haberi yok. Nedenler de kurumların yetki alanlarına  göre farklılık gösteriyor. "Benim alanımda sıkıntı yok onun alanında var" Evet ama "çözüm bizde, bizim bir araya gelebilmemizde" diyen nerede?

Her neyse dünyamızda bunlar yaşanırken güneşin, ayın, yıldızların tadını çıkarmaktan, umut etmekten de vazgeçmek yok. Gündeme ilişkin soruları tabiki soracağız, cevapsız kalsak da soru üretmekte bulacağız yine çözümü.

Bu sıralar 2000 yıl önce yaşamış bir adamla geziniyorum deniz kıyısında. Adamın adı "Epiktetos" kendisinin beyni çok yakışıklı bu nedenle 2000 yıldır kimse onu susturamamış.Bana sohbetlerden birinde aynen şunları söyledi:

"Bedene sadece ihtiyacı kadar olanını verin ve bunun dışındaki her lüksü reddedin.İnsan bedeni yemek,içmek ve diğerleri gibi bedensel faaliyetlerine çok zaman harcamamalı. Bunlar ikincil,anlamaya çalışmak birincil sırada olmalı.
Yemek yerken aynı anda iki misafire hizmet ettiğinizi düşünün. Beden ve ruh. Bedene verdiğinizi muhakkak kaybedeceksiniz, ama ruha verdiğiniz daima orada kalacak."

 

Ne demişler "varlık çok şey sahibi olmak değil, az şey istemektir"

Aşkınız baki olsun...

 

Bu makale 1160 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI