marmaris yeni sayfa
28-07-2020
Erol UYSAL

Erol UYSAL

BAYRAMLIK VE DÜŞÜNCELER

Yerel Gazetede Ramazan ve Kurban Bayramlarımızda ‘Bayramlık’ başlıklı yazı yazma alışkanlığımı devam ettiriyorum.  Bu defaki başlığa ise ‘Düşünceler’ sözcüğünü de ekledim. Zira bunlar kendi düşüncelerim de olsa toplumun birçok kesiminin görüşüne bir nebze de tercüman olmayı yeğlemekten de ileri geldiğini itiraf etmeliyim.   

Önce Kutsal Bayramlarımızdan olan Kurban Bayramı’nı idrak etmeye birkaç gün kala yazımı kaleme alırken tüm dost, akraba, hemşeriler, okurlar ile yurtta, yurt dışında yaşayan yurttaşlarımın ve İslam Aleminin bayramlarını kutlar, sağlık, mutluluk, barış ve başarı dilerim. Bayramlar gelir geçer, insanlık, dostluk, yardımlaşma ve iyilik daima bakidir. Ne mutlu bu ilke ve düşüncelere sahip, birbirini seven,  sayan, dost olmayı bilen, affeden, barışan toplumlarda yaşamakta olanlara… 

Hepimizin güncelinde olan ve Bayramdan önce 24 Temmuz 2020 Cuma günü Düşünceler kapsamında değerlendireceğim birkaç konum var. Onları siz okurlarla da paylaşmak isterim. Bilindiği üzere Ayasofya’yı Bizans İmparatoru Justinyen 6. Yüzyılda Katedral mimarisinde yaptırmış. Bu kiliseyi 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığında camiye dönüştürmüş. Bu değişim ve statü Osmanlı Döneminde hep aynı kalmış, 1934 yılında Atatürk’ün camiye yaptığı ziyaretten sonra 1935’de müze statüsüne geçmiş, ziyaretlere açık kalmıştır. O yıllarda müzecilik ve seyahat etme birinci ve ikinci Dünya savaşlarından sonra önem kazanmış, camideki envanter ve yapının mimari restoresi ve bakımı yeniden gözden geçirilmiş ve dünyaca ünlü bir müze olmuştur. Atatürk Fatih’in vasiyetini hiç bozmamış, tüm eser ve diğer bezemelerin aynen korunmasını sağlamıştır. Dolayısıyla Atatürk cami statüsünü ve tapusunu hiç değiştirmemiş, bu eserin korunmasına bilakis yardımcı olmuştur.   

Diğer bir konu 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşmasının imzalandığı gündür. Türkiye’nin bugünkü kazanımlarında büyük önemi vardır. Bu antlaşma Ulu Önder, Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün görüş ve önerileri dikkate alınarak Baş delege İsmet İnönü tarafından imzalanmıştır. Lozan Antlaşması Cumhuriyetimizin kuruluşunda çok büyük ve olumlu etki sağlamış, bugün hür ve bağımsız bir Cumhuriyete kavuşmamızda önemli bir kazanım olmuştur. Hem Ayasofya’nın geçmişinde ve hem de Lozan Antlaşmasında çok büyük katkıları olan Atatürk, İnönü ve diğer kahramanlar Türkiye’miz payidar kaldıkça kalplerimizde yaşayacaklar, onların adları, anıt ve büstleri, hatıraları yakın tarihimizde hep yaşayacak ve yaşatılacaktır. Atatürk ve diğer vatan evlatlarını kademe kademe ortadan kaldırmak sevdasında olan çirkin davranışlar bizi Atatürk ve Milli kahramanlarımızı daima anmak, bilmek, saygı duymaktan mahrum bırakamayacaktır. Bu yazının yazarı geçmişten bugüne yedi yıldır ‘Atatürk’ün Marmaris’e Gelişi Yıldönümü’ kutlamalarında konuşmalar yapmaktadır. Bu içimizden gelen bir haz ve Atamıza olan sevginin coşku ve minnettarlığındandır.  Sözde Dinayet İşleri Başkanımız Ayasofya açılışında yaptığı hutbe konuşmasında Atatürk’ü direkt olmasa da dolaylı olarak camiyi müze yapmasıyla eleştirmiştir. Lozan Antlaşmasının imzalanmasının 97. Yıldönümünde yapılmak istenen anma etkinliklerinin hangi gerekçeyle olursa olsun yasaklanmış olması akılla, hukukla bağdaşmayan yorumlara ve düşüncelere neden olmuştur. Bu gelişmeler Ankara Mamak’taki bir ortaokul adının Atatürk’ün silah arkadaşı olan Albay Reşat Çiğiltepe adının Dinayet Vakfına yardım eden birinin adıyla değiştirilmiş olması ve Ayasofya’nın açıldığı gün olan 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması kutlama etkinliğinin iptal edilmesiyle devam etmiştir. Bunlar adeta bize önceden yaşadığımız ve halen acısını çektiğimiz demokratik olmayan gelişmeler öncesini hatırlatmaktadır.  Bunlara gerek var mı idi?  Ayasofya’nın cami olarak hizmette olmasının hayırlara vesile olmasını dileyelim. Ama ne Atatürk’e hakaret edilsin, ne de hilafet, şeriat gibi çağdışı sözcüklerle akıl karıştırmaya girişilsin. Diyanet İşleri Başkanı okuduğu hutbenin dışına çıkarak suyu bulandırmak amaçlı görüntü ve tavır içinde olamaz. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de işsizlik, pahalılık, fakirlik, üretim düşüklüğü, korana salgını gibi olumsuz etkenler varken bizim yine bazı konularda geçmişe dönük meselelerle meşgul olmamız Cumhuriyetin ilkeleriyle hiçbir şekilde bağdaşmaz. Bunları yapan ve yaptıranların ülkemizi kaos içine sokmanın bir planını uygulamak isteyenlerin olabileceğini de akılda tutmak gerekir. Bu ve benzer zokaları sakın yutmaya kalkmayalım. Aklı ve vicdanı önde tutarak cami olan ‘Ayasofya’ adının ‘Aydınlık Camii ‘ konmasını önceki yazımda önermiştim. Aydınlık akılcılıktır. Şeffaflık ve dürüstlüktür, iyi ahlaktır, çağı yakalamaktır.  Ve de Türkçe’dir.          

Atatürk hem asker ve hem de Devlet Adamı olarak Cumhuriyetimizi kurmuş, bugün camilerimizde okunan güzel ezanları, duaları büyük bir duygu, iman ve huşu içinde kalarak Atatürk ve arkadaşları sayesinde yapıyor, dinliyoruz. Onları aşağılamak, itibarını sarsmağa kimsenin gücü, kuvveti yetmeyecektir. Bayramlar geçmişin yaralarını kaşımak için değil, huzur ve güveni, bütünlüğü, barışı sağlamak için vardır.  Mübarek Kurban Bayramınızı kutlar, sağlık, mutluluk dolu nice bayramlar dilerim. Saygılarımla…Erol Uysal 28.07.2020                   

           

 

Bu makale 1462 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI