marmaris yeni sayfa
19-08-2019
Erol UYSAL

Erol UYSAL

İLGİMİ ÇEKENLER

Bayramdan önce 1 Ağustos 2019 Perşembe günü eşim Gülsen, ben, kardeşim Kamil ve eşi Nuran’la Eniştem Tuncay ve kardeşim Keriman’ların yazın Fethiye’nin sıcağından kaçtıkları Seki’nin Temel Köyündeki yayla evine ziyarete gittik. Daha önce de geldiğimiz yöre bize yabancı değil. Genelde elmaların olgunlaştığı ay olan Eylül’de burayı ziyareti tercih ederdik. Sıcakların bu sene Temmuz ve ağustos’ta Marmaris’te bizi daha fazla etkilemesi nedeniyle yaylaya kaçmayı ve serinlemeyi umduk. Geceleri yaylada taraçada battaniye ile yattığımız gelişlerimizi anımsayarak üstümüze bir örtü almadan yattığımız üç gün bize doğrusu doğal görünmedi. Orada yaşayanlar da bu yılın sıcaklığının anormal olduğunu, benzerliklerin birçok yer ve ülkede de yaşandığını, bunun adına “küresel iklim değişiklikleri” diyorlar dendiğini vatandaşlarımız da iyi biliyorlar…

 

Gezi yolum Fethiye-Seki dağ yoluydu. Seki Ovasına inerken bir boğazdan geçtik. Adı Karabel’di bu boğazın. Bu tür geçitlere iki dağ arasından geçen yol, geçit tepe, yüksek yer ‘Belen’ de diyorlar. Tabelada 1300 m. yükseklikte olduğu yazılıydı. Düzlüğe inince et ürünleriyle ünlü bilinen bir kebapçıda durup yemek yedik. Yemek gayet güzeldi ancak tuvalet ve el yıkama uniteleri hala eski konumlarını koruyorlardı. Böyle nefis bir et lokantasının kötü bir altyapısı ve hijyene önem vermeyişine doğrusu şaşırdık.

 

Ziyaretimizde Seki’nin Cuma günkü üretici pazarını ziyaret ettik. Karpuz, kavun dahil meyve ve sebzelerin fiyatı bizim pazarlardan farklı değildi. Toros zirvelerinden getirilmiş karla ve karadut suyuyla yapılan şerbet hepimizin ortak serinletici içkisi oldu. Eskiden bir seyyar şerbetçi olurdu, omuzunda

Taşıdığı büyük sarı ibrikte beline bağlı kemerde taşıdığı cam bardakları doldurarak servis yapardı. Biz de ondan alır içerdik. Şimdi bakıyorum da artık kafelerin hepsinde var. Kavunlusu da hoşumuza gitti hani…

 

Seki’den Elmalı’ya Akdağ yolundan giderken eçerken bir boğazı daha geçtik. O da ‘Güğü Beli’ idi. Rakım tabelasında 1850 m. yazıyordu. Buradaki çeşmeden su içip, elimi yüzümü yıkayarak serinledim. Yol virajlı da olsa Elmalı Ovasını Akdağ yamaçlarından seyretmek benim hoşuma gitti. Akdağ’ın alüvyonlu toprakları bereket getirmiş Elmalı’ya. Elmalılar da değerlendirmiş bu bereketli toprakları. Sanayi Sitesine uğradık. Site şehrin Batısında ve geniş bir alana yerleşmiş. Arabamın kliması iyi soğutmayınca sanayide gittiğimiz usta hemen sorunu giderdi. “Gazı bitmiş” dedi, doldurdu ve sorun çözüldü. Elmalı şehir merkezini beğendim. Ana bulvar üzerinde belediyenin park, bahçe, anıt ve yolları iyileştirilmiş. Tuncay Enişteyle karışık kebap yedik. Restoran bir belediye işletmesiydi. Yemek Mükemmeldi ve fiyatı da çok uygundu. Şehri gezdik, alışveriş yaptık. Elmalı lokumu ve ekmekleri beğendiklerimiz arasındaydı. Ziyaretimizi tamamlayıp Pazar Günü Seki Temel Köyünden Karaca’ya döndük. Seki-Kemer Köyündeki yazlık Ata evlerinde bizi ağırlayan kardeşimiz Keriman’a ve eşi enişte Tuncay’a ne kadar teşekkür etsek azdır. Ayaklarımızın altına sadece kırmızı halı sermedikleri kaldı.

Yurdumuzun her yeri kendine özgü ve ziyaret edenleri mutlu ve hayran bırakacak doğal, kültürel özelliklere, güzelliklere sahip bulunuyor. Bu bizler için bir şans,  ayrıcalık, mutluluktur. Ziyaret dönüşümüz Marmaris’ten önce bir gece de sık gittiğimiz Karaca’ya uğradık. Ertesi sabah Karaca’dan ayrılırken komşumuz Cem Beyin oğluna “Yarın Karaca’ya bir işim için yine geleceğim.  Ailene sor bakalım Marmaris’ten getirmem için bir istekleri var mı” soruma aldığım yanıt çok enteresandı. Belki yanıtı çocuktan aldığım için olacak. Yanıt  aynen şöyleydi. “Barış, huzur ve dostluk getirsin” oldu. İşte derler ya, “Adam olacak çocuk, b..kundan belli olur diye, aynen öyle oldu. Belli ki. Barışa, huzur’a ve dostluğa her şeyden fazla ihtiyacımız var.,,Kalın sağlıcakla…Erol Uysal 16.08.2019       

        

 

              

Bu makale 312 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI