marmaris yeni sayfa
31-12-2020
Erol UYSAL

Erol UYSAL

YENİ YIL ÖNCESİ BİR HASTA KRİTİĞİ

 

Hangi hastalık iyidir ki? Uyku düzeni olan biri olarak bu aralar benim en çok muzdarip olduğum rahatsızlığım uykusuzluğum. “Beyin kanaması geçiren bir insanın da bu kadar rahatsızlığı olsun” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız da. Geçenlerde meslektaşlarımdan biri emekli babasının da benzer bir hastalığı yaşadığını ve hala 94 yaşında sağlıklı biri olduğunu söyledi. Bana güven veren bu sözler için arkadaşıma teşekkür ediyorum ve babasına sağlık diliyorum.

 

Şimdi uykusuzluğunu anlatmak için mi yazdın, diyeceksiniz. Elbette hayır. “Her şerde bir hayır vardır”. Uyuyamadığım geç saatlerde, portatif pilli radyomda, hastalığım boyunca kaçırdığım ülke ve dünya gündemini ilgilendiren meseleleri öğrenme şansını yakaladım. Geç saatlere kadar oturumları izledim. Ve üzülerek belirtmeliyim ki konular hiç iç açıcı değildi. Yıllık bütçe görüşmeleri, Türkiye-Amerika ilişkileri ve Türkiye’ye uygulanacak yaptırımlar, Türkiye-Yunanistan ve Türkiye-Fransız ilişkileri, Ortadoğu ve petrol, doğalgaz hak ve araştırmaları, Mısır, İsrail ve Libya meseleleri konuların özünü oluşturuyordu. Bunlara hasta beynimle kattığım küçük yorumlarımı eklemek istiyorum.

Muhalefet, bütçe görüşmelerinde, ihaleler ve bunların yolsuzlukla ilişkisi, haram kazançlar ve bunların hesabının öbür dünyada nasıl verileceği gibi ifadelerde bulundu. Oysa Türkiye Büyük Millet Meclisi dâhil bağımsız mahkemelerimiz var. Bunların yargılanması ahretten önce bu dünyada çözülmelidir. TBMM kavga etme yeri olmamalıdır. Laik bir hukuk devletinde bu meselelerde yargı, dini bir kavram olan “ahret”ten önde olmalıdır.

 

 ‘’NATO’’derseniz artık “Nota”ya döndü. Amerika aracılığıyla bize birçok yaptırım uygulayacak gibi görünüyor. S400 füzeleri alınırken buna karşı çıkacak ilk NATO üyesinin Amerika olacağını gazete yazımda belirtmiştim. Şimdi bakalım bu yaptırımlara hükümetimizin kozu ne olacak?

 

MAFS(*) toplantılarına TMR(*) temsilcisine yardımcı olmak üzere pointer olarak katılırdım. O zamanlar NATO Kuzey Atlantik Antlaşmasının gereklerini tam anlamıyla taşıyordu. Oysa şimdi öyle mi? Üye sayısı arttıkça kalite de bozuldu sanki. Diğer yandan Yunanistan savunma bütçesini 5 kat arttırmış. Doğu Akdeniz’de sismik araştırmalar yapan gemilerimizi koruma amaçlı savaş gemilerimizle Yunan, Fransız, Amerika ve diğer devletlerin gemileri her an gerilime yol açacak bir gelişmeyle gündeme gelebilirler.

1964-1970 yılları arasında İzmir NATO karargâhı istihbarat şubesinde görev yapmıştım. LSE -Güneydoğu Avrupa Müttefik Komutanlığı Karargahında İstihbarat Şube Başkanı Yunanlı bir albaydı. Görev sürem bitince ayrılış sırasında plaketimi bu albaydan almıştım. Yıllarca bu plaketi evimin duvarında sergilemiştim. Bu son gelişmelerden sonra plaketi kaldırdım. Bu, kişisel olarak benim Yunanistan’ın Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizin korunması konusundaki kasıtlı tavrına karşı bir emekli asker olarak tepkimdir.

 

Millet olarak kötümserliğe yer yok. Zamanında ülkemize saldıranlar derslerini almışlar. Yine yanlış yaparlarsa yine derslerini alırlar.

 

            Yine de şunu belirtmeliyim: Sıcak çatışmalara girmek her ülke için her zamankinden daha zor olacaktır. Çünkü insanlık çok daha sinsi bir düşmanla “virüsle” savaşmaktadır. Bütün dünyayı maddi manevi etkileyen hatta sarsan bu hastalık bize birbirimize düşmek yerine birbirimizi kucaklamanın önemini hatırlatmalıdır.

            Birçok iş kolu bu sürecin yarattığı kaosu yaşarken turizm de bunlardan nasibini almıştır. Turizmin geleceği de aşıların geleceğine bağlı görünüyor.

            Bu arada NATO görevim sırasında Belçika Brüksel’de birlikte görev yaptığım şu anda emekli olan Tuğgeneral Cemal Eruç’un yazdığı “Ceride” adlı kitabı okudum. Kıbrıs Barış Harekatı sırasında başarılı görevlere imza atan hatta Tuğgeneral rütbesine bu nedenle terfi ettirilen komutanımızı tebrik ediyorum.

            Yazımı gazeteye göndermeden önce eve Marmaris Belediyesi Haber Bülteni geldi. Belediyemizin yaptığı birçok güzel girişimden haberdar oldum. İçlerinden bir tanesi Eski (İbrahimağa) Camii’nin önünde yer alan çeşmeyle ilgili haberdi. Uzun bir çalışma sürecinden sonra nihayet çeşme aslına uygun şekilde bitirilmiş. Komşumuz Mimar Taner Kasap dostumun bu eserin ortaya çıkmasında büyük emeği olduğunu yakından gördüm. Sehven unutulmuş olduğunu düşündüğümden ben kendisine buradan bir kez daha teşekkür ederim.

           

2020 yılı tüm dünyayı bir salgın nedeniyle huzursuz etti. 2021 için dileğim hem ülkemize hem de dünyaya sağlık, huzur, barış ve saadet getirmesidir.

 

 

MAFS: Military Agrement for Standartization (Askerî antlaşmalar)

TMR: Turkish Military Represantation (Türk askeri temsilciliği)

 

Bu makale 4546 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI