marmaris yeni sayfa
28-05-2019
Erol UYSAL

Erol UYSAL

STRES

‘Stres’ dilimize İngilizce sözcük olarak geçmiş, anlamı

“Ameliyat şoku, travma, soğuk, coşku vb. etkenlerin organizmada oluşturduğu bozuklukların tümü, ruhsal gerilim” olarak tanımlanıyor.  Bu yabancı sözcüğü yazı başlığı yapmamda günlük yaşantımızdaki gördüklerimiz, yaşadıklarımız, okuduğumuz, duyduğumuz olayların eskiye nazaran biraz daha olumsuz yönde gelişmesinden ileri geldiğini düşünüyorum.    

 

Bir Ramazan Ayında tüm İslam Âleminin güzel ahlakın içeriklerine daha saygılı, insanları seven, ihtiyaçları olanlara destek çıkmak olduğunu sözde iyi biliriz. Ramazan ayında olduğu gibi tüm yaşamda dini vecibeleri yerine getirmede, herkese eşit ve adil yaklaşımda bulunmayı da sözde yine iyi biliriz. Ancak denir ya kazın ayağı hiç de öyle değil diye,   sanki bunları özde değil sadece sözde yapıyor gibiyiz. Bunu, kendi yaşadığım Marmaris dahil tüm ülkede görür, duyar, yaşar olduk.  Bunların özellikle sosyal ve psikolojik boyutlu olanları daha çok önde görünüyor. Peki bu konuda yaşanan olumsuz gelişmelerin nedenleri konusunu açık bir yara kabul edip üzerinde duran, buna parmak basan bir yetkili, bir kurum, irade var mıdır? Bunu bilemiyorum. Bildiğim bir şey varsa bu gidişle huzur ve güvenliğimizi sağlayan vefakâr güvenlik polis, güvenlik kuvvetleri ve hukukçulara daha çok iş düşeceğidir…

 

Yaşantımızda hep kötü şeyler olacak değil ya… İyileri de var. Örneğin Marmaris’te araç kullananlar şehir içi trafiğinde yayalara yol verme konusunda iyi görünüyorlar. Özellikle turistlere bunu yaptığımızda çok mutlu oluyor ve memnuniyetlerini teşekkür ederek belli ediyorlar. Ama bu güzel jesti silip atan başka bir alışkanlığımız var. Bazı araç sürücüleri kırmızı ışıkta dururken önündekini daha ışık yeşile dönüşmeden korna çalarak uyarıp aceleci davranıyorlar. Dönüp bir şey söylesen canın tehlikeye girebilir, öldürülebilirsin. İşte bakın gazetede okuduğum bir trafik olayı beni nasıl haklı çıkarıyor. Başka bir yerde trafikte iki araç sürücüsü birbirleriyle yanlış sollama yüzünden münakaşa ediyorlar. Olay kavgaya dönüşüyor ve tabancasını çeken adam diğer sürücüyü vurarak ölümüne neden oluyor. Bir yerde yayaya yol veriliyor, başka bir yerde insan öldürülüyor. Birinin var, diğerinin yok olması artıları yok ediyor. İnsan öldürmek bu kadar basitse yaşamımız incir çekirdeğine bağlı yahu…   

 

Geçen gün bir kahvede tavla oynarken yakınımızdaki bir evde bağırmalar, yardım isteyenler oldu. Polisler geldi. Yol trafiğe uzun süre kapandı. Olayın ayrıntısını bilmiyorum. Diğer bir olayı Yerel Gazete haberinde okudum. Marmaris sahil bandındaki bir su sporları işletmesinde olan olay turistlerin gözü önünde cereyan etmiş. Önceki işletmeci yeni ihaleyle kazananlara bu yeri devretmekte sorun çıkarmış. Eski işletmeci benzinle bazı tekne ve malzemeleri yakmaya kalkışmış, yangın çıkarmış. Polisler arbedeyi çıkaranları tutuklamış. İtfaiye gelmiş, yangını söndürmüş. Bunu turistler de korkulu şekilde plajdan izlemişler. Bu tür olumsuz gelişmeleri ve olayları yurt genelinde de TV’lerden izleyip, gazetelerde okuyoruz.  

 

Ne oluyoruz? Nedir bu stres? Sebep ekonomi ve pahalılık mı? Yerel seçimlerden bugüne yaşanan siyasi gerginlik ve İstanbul seçiminin yenilenmesi veya ülke geneline Ankara’dan topluma yayılan gerginlik mi?  Hani İslam dini kavgayı, gürültüyü, adaleti, haksızlığı, haramı kabul etmiyor, helâlı, hoşgörüyü öneriyordu.  Barış ve dayanışmayı kutsal Ramazan Ayının sonunda Bayramı kutlamaya az bir zaman kala dokuz gün tatil yapmayı hak ediyor muyuz acaba? Bu durum da kendimizi önce ruhsal ve psikolojik, sonra da sosyal bunalım yaşadığımız konusunda sorgulamamız gerekiyor. Kendi içimizde gelişen bu olayları sıradan sayabiliriz ama turizm yapıyoruz, gelen misafirlere de güven ve huzurlu görüntü vermek sorumluluğumuz var. Bu güzel ülkemiz doğasıyla, eski medeniyetlere ait ölmez eserlerle, üç kıtaya ulaşan toprak, stratejik kara ve deniz yollarıyla, deniz, göl ve akarsularıyla üzerinde binlerce yıldır insan, hayvan ve bitkilere yaşamaları için bir beşik olmasıyla ün yapmış bir coğrafyadayız. Dünyanın övgü ile bahsettiği Ulu Önder Mustafa Kemal’in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti yapılan çağdaşlaşmaya dönük devrimleriyle bu günlere gelmiş çok değerli bir emanettir. Lütfen bu güzel ülkeye layık vatandaşlar olmada hata yapmayalım.  Erol Uysal 27.05.2019            

 

  

Bu makale 138 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI