marmaris yeni sayfa
09-08-2019
Ogün DELİ ORPARS

Ogün DELİ ORPARS

VE TANRI AŞK’A BAKTI (4)

yüreğim hıçkıra hıçkıra koparken , elim elinde. Aslında,” an”dı, nefesinde yaşadığım. Tavaf

ediyor ruhum, kıblesi şaşmış, dönüyor duruyor sefil/ perişan, nefesinin etrafında...”

İkinci Dünya sarsıldı... Dağlar denizlere, Denizler , dağlara hücum etti...

Mahse’nin Ozan’ı, mabedin on iki kapısını araladı, Gök Tanrı gördü, Heyet sarsıldı,

Dokuz Mahse’nin Efendisi diz çöktü, Karanlığın Efendisi pelerini savurup, ateşi körükledi.

“Gün batıyor, Kaç gün, nefesimden alıp gitti? Nefesin , usul usul üzerime yayılıyor,

Nefesin, Nefesin ince nağmeler okuyor... Kadehimi gün batımına verip, Parmaklarından

aşk’ı dinliyorum... Nefesin , gün batımı, ve o sen, mısralar içinde yalnızlığım...Daha nefesini

ekliyorum....”

İkinci Dünyada gök gürledi, Yeryüzüne yağmurlar boşaldı... Toprak bölünüp kırk bir bin

parçaya, oluk oluk su yere boşaldı... Tapınaklar savruldu ... Mahse’nin Ozan’ı hızla tüm

yönlere dönerek, Soldan sağa, Dokuz Mahsen’i yedi kez döndü... Mahse’nin birinci kapısına

gelip durdu...

“Kuzey’ in Kızı çekmiş sürmeyi gök gözlerine, usul usul parmak uçlarında, saten teni

kıvrılır , dokunur tenime nefesiyle... Biz oluruz. Zift tutmuş gönül duvarlarıma yansısın

nazarların, bahara kavuşmuş tohumlar gibi yeniden doğayım. Yine yağmur yağsın,

fırtınalar saçlarımı dağıtsın, varsın arada güneş, ciğerimi, bağrımı yaksın. Yeniden doğayım

bu sabah, gözlerin , gözlerimden hiç ayrılmasın . An Gelecek, şafak bir daha sökmeyecek ...

Altın sarısı saçların yapraklara, bilgeliği taç yapıp sunmuş... Saltanat tahtına kurulmuş,

Kadeh kaldırırken,”

Kılıcını çekti, ateş ve rüzgâra. Dalgalar karışıp, Fırtınaya dönerken, Dokuz Mahse’nin

Efendisi, rotasını çiziyordu, herşeye rağmen... Dönüp bakmadı geriye, yıktı gitti bütün

limanları. Söz verilirken, diz çöküp kubbe’nin altında, Altın Sarısı tahtan fışkırdı küheylan...

Sırma Saçlarını dolayıp, Dört nala yol aldı şövalye, Ateşi şaraba daldırıp yudum, yudum

kadehi çekti... Kan damlası damlayan sırtına, Bir hançerde kendi sapladı.” Yemin”

“Yemin” Dedi koştu.

An gelecek; Söz verenler , Sözünde durmayacak. An gelecek ; sözünün eri olduğu

yerde düşecek... An gelecek; şafak, bir daha sökmeyecek .

Gök Tanrı dinledi / gördü emretti ;

Heyet bir kanaat çırpıda bin yıl gidip, Kuzey Rüzgarı’nın Tapınağına geldi. Mabet

kapıları açıldı... Kuzeyin Rüzgarı heyeti aşkla karşıladı, Her birine yedi bin yıl öteden

kadehler getirip sundu...

Mahse’nin Efendisi, tahtına oturup emretti, Mahsen Ozan’ı bin yıllık yoldan gelip ,

Tahtın önüne diz çöktü. Tapınak Rahibesi, Kandil yağını usulca içeri sızdırdı. Sızan kandil

yağıyla mahsenler aydınlandı. Göğe çekili yer, yedi kapısını araladı... Toprağa dağılan

tohumlar Baharın ilk yüzüne dönüp kandile selam durdu.

Bu makale 224 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI