
Sivas’ın Kangal ilçesinde bulunan Torku iştiraki olan Konya Şeker tarafından işletilen Kangal Termik Santrali, çevre köyler için tehdit oluşturmaya devam ediyor. İnsan sağlığını olumsuz etkileyen kül dağları nedeniyle Mağara köyünde 50 haneden sadece 3 hane kaldı.
Sivas’ın Kangal ilçe sınırları içerisine kurulan Torku’ya bağlı Konya Şeker tarafından işletilen termik santral, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 8 Şubat 2013 tarihinde özelleştirilerek Torku iştiraklerinden Konya Şeker’e devredildi. Yıllık 1 milyon 908 bin 229 MWh elektrik üretim gücüne sahip olan santral, 2020 yılında filtresiz bacalarıyla gündem olmuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla santralin üretimi, filtre ile ilgili şartları sağlayamadığı gerekçesiyle 1 Ocak 2020 tarihinde durdurulmuştu. Bacalarda gerekli filtre işlemlerinin tamamlanmasıyla 30 gün sonra tek türbinde, 6 ay sonra ise tam kapasite olarak elektrik üretimine yeniden başlandı.
Termik santralde kullanılan kömürlerin atığı olan küller yıllar içerisinde arazide biriktirildi. Oluşan kül dağları, rüzgârlı havalarda çevreye yayılmaya başladı. Gürün ilçesine bağlı Mağara köyü başta olmak üzere birçok çevre köyü tehdit eden toz bulutu nedeniyle ölüm yaşandı. Birçok köy sakini doğup büyüdüğü yeri terk etmek zorunda kalırken köylerini terk edemeyenler ise solunum sıkıntısı başta olmak üzere birçok sağlık problemi ile karşı karşıya kaldı. Yapılan depolamanın usulsüz olduğunu ifade eden köy sakinleri, yetkililerden yardım eli bekliyor. "Terk edilmiş bir köy haline gelmeye başladı"
Solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybeden Mağara köyü eski muhtarı Ahmet Koç’un oğlu Hasan Koç, "Bu köyün sorunu termik santral. Kangal Termik Santrali, yaklaşık 40 yıldır üretimde olan bir tesis ve bu tesisin atıkları köyümüzün içine dökülüyor. Daha önce yerel ve ulusal medyada çok sesimizi duyurmaya çalıştık. Köyün nüfusu neredeyse bitti. Birkaç komşu ile birlikte köyün bekçiliğini yapıyoruz. Terk edilmiş bir köy haline gelmeye başladı. Burası devlet işletmesiydi. Torku grubuna devroldu. Daha önce devlet işletmesindeyken atıkların üzerine toprak atılıyordu ve kapatılıyordu. Rüzgâr biraz fazla estiği zaman köyün içerisinde duramıyoruz. Hiç önemsemeden, umursamadan kamyonlarla döküm yapıyorlar. Babam solunum problemi yaşıyordu. Geçen sene vefat etti. Ömrünün son zamanlarını sürekli bu mesele ile uğraşarak geçirdi. Temiz ve rahat bir köy görmeyi ömrü vefa etmedi" ifadelerine yer verdi. "Hayvancılık yapamıyoruz, sularımıza kül karışıyor"
Mağara köyünde yaşayan Rıza Karadeniz, "Hayvancılığı terk ettik. Hayvancılık yapamıyoruz, sularımıza kül karışıyor. Arazimizin üzerinden kül hiç gitmiyor. Ekili alanlarımızın üzerinde sürekli kül var. Bu köyde bir tane gurbetçi bulamazsınız. Kül, meranın üzerine konuyor. Meranın üzerine konan külü hayvanlarımız yiyor. Hayvanlarımızın yediği ot zarar veriyor, ölümlere sebep oluyor" dedi. "Ekip biçtiğimizden de verim alamıyoruz"
Köy muhtarı Ali Karadeniz ise, "Ben işletmeye 8-10 defa gittim. Randevu veriyorlar, içeri almıyorlar. Bizi almadıkları gibi bazen yolumuzu da kesiyorlar. Arazilerimize geçişlerimizi bile kapattılar. Şu durumda hayvancılık yapıyorum onu da bırakmak üzereyim. 13 hayvanım var 3-5 tanesi sakat doğdu. Ekip biçtiğimizden de bir menfaat göremiyoruz. Verim alamıyoruz. Özelleşmeden önce üzerine toprak döküp bitki diktiler. O zaman bu kadar zararını görmüyorduk. Özelleştikten sonra çok zararını görmeye başladık. Bir santral kapansın demiyoruz ama dağın üzerini kapatsın. ‘Biz burada 750 kişiye ekmek veriyoruz’ diyorlar. Onların da sağlığını tehlikeye atıyorlar. Oradan emekli olan KOAH hastası oluyor" şeklinde konuştu.
HABER KAYNAÄžI : Ä°HA
Editor : Haber Merkezi