marmaris yeni sayfa
24-09-2020
Erol UYSAL

Erol UYSAL

ANILAR

Önce 17 Eylül günü Doğum Günüm dolayısıyla telefonla, mesajla ve internetten ileti ile tebriklerde bulunan dost, akraba ve arkadaşlara gecenin ileri saatlerinde yazdığım bu yazıda teşekkür ederek başlıyorum. Günler, haftalar, aylar ve yıllar sanki öncesinden daha çabuk geçiyorlar. Yaş günleri olan dostları kutlamayı, zamanım oldukça tebrik etmeye gayret ederim. Günlük yaşamımda vaktimi gazete ve kitap okumak, bahçede çalışmak, günlük olayları TV’lerden izlemekle geçiririm. Günlük yaşamımda anılarıma da yer ayırıp notlarıma, arşivime bakar, güncel siyasi, askeri ve sosyal olaylarla geçmişi ve bugünü kıyaslar, farkındalık ararım.  Bunlar arasında gazeteye yazmak, internette bunları dostlarımla paylaşmak hobilerim arasındadır.   

1974 -1976 yılları arasında 2 yıl Belçika-Brüksel’de NATO Karargahında Türk Askeri Daimî Temsilciğinde görev yaptım. Brüksel’e geldiğimizde eşim ve çocuklarımla bir ay otelde kalmıştık. Yurt Dışı Daimî göreve tayinim 1974 Ağustos Ayının son günlerinde çıktığı için Ankara’dan evimizi boşaltmak, gerekli işlemleri kısa zamanda tamamlamak hayli telaşlı geçmişti. Kıbrıs Barış Harekatının 1. ve 2. Safhalarında Genel Kurmay’da görevliydim. NATO’da ve delegasyonda yoğun çalışmalar vardı. Yunanistan ve Rumlar Kıbrıs’ta yenilen taraf olunca onlara ait terör ve tedhiş örgütlerinin Türklere karşı yapabileceği suikastlara karşı tedbirli olmamız gerekiyordu. Pasif ve aktif önlemlerimizi almıştık. Görev yerlerimizde sivil elbiseyle çalışıyorduk Şimdi bakıyorum da aradan tam 46 yıl geçmiş. NATO yine var. Toplantılar devam ediyor.  NATO Ülkeleri Genel Kurmay Başkanları seviyesinde yılda iki toplantı yapılırdı. Bunlar Mayıs ve Aralık aylarında olurdu.  Bu yine devam ediyor. O zaman toplantıların bazılarına görevli subaylara yardımcı olarak katılırdım.  Böyle bir toplantının birinde zamanın Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar o zaman pervaneli bir C-47 uçağıyla İtalya ve Prenenler üzerinden 6 saatte Belçika Brüksel Zavantem Hava Alanına inmişti. Biz uçağı daha geç saatte beklerken Askeri Temsilcilik ile Büyükelçilik arasında yerel saat ile Zulu (Greenwich) saat arasındaki fark yüzünden alanın kafeteryasından izlediğimiz piste gövdesinde ‘Türk Hava Kuvvetleri’ yazan uçağı görünce apar topar piste inmiş ve Komutanımızı karşılamıştık. Semih Paşamız olayın farkında olarak, “Her zaman siz bizi bekleyecek değilsiniz ya, bazen bizim de sizi beklediğimiz olur” diyerek bizi rahatlatmıştı.  Kendisini direk NATO Karargahına götürmüştük. Ertesi günün katılacağı gündem üzerinde ilgili subaylardan bir brifing aldığında o zaman kırık dökük Fransızcamla kafeterya sorumlusu Mösyo Paul’den telefonla servis talep ettiğim de Paşamız, “Maşallah çocuklarımız Fransızca da biliyorlar” diye bana övgüde bulunmuştu.1984 yılında vefat eden ve 16. Genelkurmay Başkanımız olan komutanımıza Allahtan rahmet dilerim.   

Özellikle Askerlerin emekli olduktan sonra bir araya gelmelerinde en çok değindikleri konuları anılarıdır.  Her bireyin benim olduğu gibi anıları vardır. Yazanlar, konuşanlar yazılarında, sözlerinde bunlara yer verirler.  Hele bugünlerde olduğu gibi Doğu Akdeniz, Silahlandırılmış ve bugün için Yunanistan’ın Lozan Antlaşmasına aykırı kullanmakta olduğu adalar konusu, Kuzey ve Güney Kıbrıs’ın deniz hak ve menfaatleri, aslı astarı olmayan uydurma ‘Sevilla’ Haritası (ki buna göre İspanya’nın Sevilla Üniversitesi Akademisyenlerinden birisi tarafından 2007 yılında hazırlanmıştır).Meis Adası'ndan başlayan Yunan kıta sahanlığı güneye doğru Akdeniz'in ortasına kadar iniyor ve Türkiye'ye Antalya Körfezi dışında bir çıkış fırsatı tanımıyor. Bunun dışında Yunanistan’la kıta sahanlığı, fır hatları, deniz mili mesafeleri, göçmenler gibi konularda halen sorunlarımız vardır. Bize ve emekli arkadaşlarımıza göre meselelerin çözümleri kuvvet kıyaslamaları dikkate alınarak kolay halledilir. Ama, küreselleşmenin ve barışa olan ihtiyacın gereği sorunların önce müzakerelerle halli akla gelen en  yakın seçenektir. Yüce Atatürk’ün çok önemli bir sözü vardır. “Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir” (1924) Ama, Yüce Önderimiz, “Savaş için düşmanımızı ordugahımızda beklemektense, onu uzaktan karşılamak yeğdir” de demiştir… (1914)    

Yunanistan’ın ilk kadın Cumhurbaşkanı Bayan Katerina’nın  burnumuzun dibindeki Meis Adası dahil  Güney Kıbrıs’a geçerek iki ülkeyi savaşa davet eder gibi tahrik edici sözler söylemesi bir talihsizliktir. Bu tür yüksek mevkilerde bulunan liderler söylemlerinde aşırı ifadelerden kaçınmalıdır. Bizde bir halk atasözü vardır”. El bilmem nesiyle hovardalık yapılmaz” diye. Fransa’ya veya bilmem başka bir ülkeye güvenerek komşu olduğun, siyasal, ekonomik, ticaret, turizm, petrol ve doğal gaz konularında neden Türkiye ile dost olarak, adalarda silahlanmayı kaldırarak komşular olarak yaşamayı yeğlemiyorsunuz? İlla dövüşmek mi istiyorsunuz? Yasa ve haklara saygıyı neden dile getirmiyorsunuz?  Bunu neredeyse yüz yıl oluyor geçmişte denediniz. Türk Yunan Dostluğu bu ifade ve düşüncelerle nereye gider? Sonuç ne olur? Allah kuluna akıl, fikir versin! Sadece Coşkun Sabah’ın “Anılar, Anılar, Bu akşam içimde hüzün var, Gözümde canlandı anılar. Ağlamak istiyorum”… diye devam eden şarkısı öylece kalmasın dilimizde.  Anılar; bizi doğruya, refaha daha tez ulaştıran izlerden oluşsun dileriz.  Barış ve gerçek dostluğun yolu bu izlerden daha kolay geçer. Bu beklentimize “Dünü bilmeyen geleceği tayinde zorlanır” atasözünü de katarak bir anımsatmada bulunmuş olayım. Saygılarımla…  

 Erol Uysal 24 Eylül 2020     

 

Bu makale 2001 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI