marmaris yeni sayfa
19-02-2020
Mehmet Korkmaz

Mehmet Korkmaz

AŞK, SEVDA, SEVGİLİ VE SEVGİLİLER GÜNÜ ÜZERİNE..

Bilim adamları uzun uzun hesaplar yapmışlar ve dünyamızın yaşının yaklaşık olarak beş milyar yıl olduğunu ilan etmişler. Bu bilgide hemen hemen tüm bilim adamları anlaşıyor. Uzun süre gaz kütlesi, ateş topu ve buzul çağı yaşayan dünyamızda ilk canlılar iki buçuk milyar yıl önce görülmüşler. İnsanlığın yaşı konusunda çok değişik düşünceler olmasına rağmen bugünkü insana benzeyen ilk insanın yüz bin yıl önce vahşi hayvanlarla birlikte doğada yaşamaya başladığı fikri üzerinde hemen hemen anlaşmış gibiler. Dinler ve dindarlar hariç.

Bu konuda dini referanslar farklı farklı olmasına rağmen Adem'le Havva'nın Dünyamıza ne zaman arz-ı endam ettikleri konusunda kesin bir bilgi tarihi yoktur. Tevrat ilk insanın yedi bin yıl önce yaşadığını söyler. Tevrata göre insanın cennetten dünyaya kovuluşu yedi bin yıl önceye dayanır. Ama Urfa'da Bulunan Göbeklitepe Tevratı dört bin yıllık bir hatayla yalanlar. Aynı zamanda Tevrattaki bilgileri doğru kabul eden İncili ve Kuran'ı da yalanlar. İnsanlar on bir bin yıl önce Göbeklitepede medeniyet kurmuşlar üstüne üslük de büyük bir ibadethane yaparak ibadet etmişler. Yani insanlar Tevrattan sekiz bin, İncil'den on bir bin yıl, Kuran'dan da on iki bin beş yüz yıl önce o günlerde inandıkları Tanrılara ibadet ediyorlarmış..

Canlılar tarihi aynı zamanda cinsellik tarihidir de. Çünkü cinsel ilişki olmadan canlılar türlerini devam ettiremezler. Her canlı türünün üremesi farklı farklı görünse de sonuçta olan iş aynıdır; eşini bul birleş ve üre.. Ve işin garibi cinsel birleşmeler her canlıda genellikle karşı cinse kur yaparak ve karşı cinsin gönlünü alarak gerçekleşir. Hayvanlar alemiyle ilgili çekilen belgesellerde hemen hemen her hayvan cinsinin erkekleri, karşı cinse türlü gösterilerde bulunurlar. Hatta bir birleriyle sonu ölümle biten kavgalar ederek eşlerini hak eden hayvan cinsleri bile vardır.

İnsanlar aleminde durum basit gibi görünse de hep karışıktır. Genellikle erkek sahip olduğu kas gücü sayesinde ilişkileri belirleyen ve sonuçlandıran esas öge olmuştur. Kadının doğurmak zorunda olması, hamilelik sırasında erkeğin yardımına ihtiyaç duyması ve doğumdan sonra çocuğuna bakıcılık yapması etrafında hep bir koruma kalkanı gerektirmiştir. Ve bu görevi genellikle birlikte yaşadığı erkek gerçekleştirmiştir. Bu durum bizden önce yaşayan nesiller için böyleydi, şimdi böyle, muhtemelen bizden sonra yaşayacak nesiller için de böyle olacaktır.

"İyi arkadaşım da aşk, sevda bunun neresinde?" dediğinizi duyar gibiyim. İşte orası sözün başında söylediğim gibi karışık. Epey karışık. İnsanlar genellikle bir birlerine ihtiyaç duydukları ve çocuk sahibi olmak istedikleri için birlikte yaşarlar ve bir birlerini mutlu etmeye çalışırlar. Erkekler hayvanlardaki gösterilerin bir başka şeklini yani insanca olanını dişilerine yaparlar. Dişinin gözüne girmek ve onu elde etmek için kendilerini olduğundan daha farklı gösterip dişinin gözüne girerler. Ve nihai emel olan birlikte yaşama hakkı kazanırlar. Bu birlikteliklerde çok mutlu beraberlikler olduğu gibi sonu hüsranla biten ayrılıklar da olur. İstatistikler de göstermektedir ki mutlu beraberlikler mutsuz birlikte yaşamalara, yada ayrılıklara göre daha azdır.

Yani hayat mı? Boş valla. Birlikte ömür boyu mutlu yaşayacağın birini bulmak çok zor. Ki bütün bunlara yaşamıyormuş gibi düşünülen çift cinsiyetli insanları yazmıyorum. Dünyada azımsanmayacak kadar çift cinsiyetli insan yaşıyor. Ya da kadın bedeninde erkek hormonu, erkek bedeninde kadın hormonu çok olduğu için kadın veya erkekliğini tam yaşayamayan insanların hayatlarını da görmezden geliyorum. Onların bir kadına yada bir erkeğe romantik olarak aşık olma şansları hiç yoktur.

Hiç, birini gördüğünüz zaman renklerin birden bire değişiverdiğini, hayatın ve yaşamanın bir anda kıymetlendiğini ve güzelleştiğini iliklerinize kadar hissedip yaşadınız mı? Hele onunla çarşı pazarda dolaşıp çay içerken ve zamanın akıp gittiğine şahit olurken; birlikte yan yana olmaktan aldığınız hazza "işte mutlu olmak böyle bir şey" dediğiniz zamanlar oldu mu?

Bu duruma nadir rastlar insan. Şanslıysanız olmuştur. Beş milyar yıl önce oluştuğu düşünülen ve yüz bin yıldır insanın yaşadığı şu dünyada eğer böyle bir şey başınıza geldiyse; sizden bahtiyarı yoktur. Aşk da, sevda da, sevgililer günü de böyle bir şeydir. Gerisi hikaye..

Bu makale 2124 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI